Haydi Denize
Günışığı bir pencerenin ardında beni buldu, uyandırdı çok şükür. Devam edeceğiz kaldığımız yerden. Kalanlarla işimiz. Gelecek son derece verici bekliyor geçmişi sabırsızlıkla. Şekillerde yola çıkacağız birazdan. Siz neyi anlamak istiyorsanız koyun içinize. Denize varırcasına heyecanlı başlamalı. Çizdiklerimde varılmak istenen bir tasarım yok. Kalemi kovalarken bir de bakmışım yerimiz doldu demiş sayfa. Bir kızı kovalar gibi geçmiş anlar. Hiç anlamamışız. Kırı gezinen kelebek gibi mutlu aldırmamışız kısalığına hayatın. Renk körü bir kelebek değilim ama renklendiremedim dışavurumlarımı. Bir ara İstanbul’da bu konuda İstasyon Sanat Evi diye bir yerde eğitim alayım dedim ama onlar da kendi ekolünü dayatmak istediler bana. Ben bir çocuk gibi boyaları çamur yapmak istiyordum coşkuyla ama onlar önce karşıma bir vazo koyup kara kalem dediler. Benim ruhum çıkış noktam ama o da daraldı dediğimde, seni vazo sıktıysa çaydanlık çiz dediler.Ben de bıraktım tanışmayı umduğum renklerin olmadığını görünce. Bilimsel yaklaşıma saygım var ama ben hiçbir zaman profesyonel olduğumu iddia etmedim. Benimkisi Yunus Emre’nin deyimiyle oyalanma. İçimden dışa sızan bir karşılaşma. Karşılaşmalarda tasavvur yoktur. Bir heyecan gibi beliriverir sizi mutlu eden yüzler. Birgün renklerle de oynayacağım. Siyah beyaz da güzel hayale yer açtığı için. Herşeyi de anlamak istemiyoruz sanırım. Gizem içinde gezinmek ruhu meraklandırıyor. Yarına çıkacak mıyız gibi yaşıyoruz bize sunulanı kana kana. İçiyoruz serinliğince maviyi göz pınarlarının ulaştığı denizden. Güneş sarısınca kalbimiz çarpıyor. Kuşlarınca kopuyoruz göğün derdinden. Dağılıyoruz köşe bucak toplamak için bulabildiğimiz hazineleri. Akşama döküyoruz meyvemizi. Eş dostla paylaşıyoruz tadını yaşamın. Birazdan yıllar içinde benim ellerimde dokunmuş çizgilerin anlatmak istemediklerini paylaşacağım sizinle. Yine vaktim elverdiğince. Siz seçmeseniz de olur martıdan. O yine gidecek peşine takıldığı bir vapurun ardı sıra. Siz de konmuşsanız algı bahçeme, bakının rengini dökmüş çizimlerime. Bahar çizimlerime de gelecek mi? Son çalıştığım işyerimle de sona geldik. Bugün maaşımı ve tazminatımı almak için gideceğim. Hayıflanmıyorum ama renkler, şekiller, yazılar içimi çekiştirirken duyguların alınmadığı bir dünyada finans alanında çalışmak seçimsizliğinde adını hayatını kazanmak koyduk teslimiyetin. Gecen ve haftasonun için gündüzünü feda etmek. Yaşamak için uyumak. Denizi göremeden geçen saatlerde, Kordon can verirken gelip geçelere balık gibi can çekişmek Excel ağında. Ama bu sancı değil mi, bizi doğuran. Gün hep birşeylere gebe. Günışığıyla dolaşılan her köşe yaşam dolu. Bazen gıpta edercesine simitçinin tezgahına uğruyoruz dilindeki özgürlükte. Işık omuzlarına dokunup merhaba diyor sıçrarken bir başka hayat köşesine. Göze girmek değil amacı ama yine de gözde. Çizimlerim siz konuk olmayı tercih ettiğinizce sizde. Hayat gibi açığız yirmi dört saat. Her zaman bekleriz duygularınızı. Geç kalmayın. Bir sevgiliden kalkıyorsanız sabahları şanslısınız. Pencerenizi araladığınızda siz de günışığınızca uzanıyorsunuz yaşamın erişebildiği renklere. Gece uyandıysanız karanlıktan seçiyorsunuz içinizi. Bir sıcaklık olup yere basışınızda anlarken yaşadığınızı eliniz lambanın ışığının açtığı alanda işe koyuluyor. Elimden bir çizim çıktı. Hayat kazasında kaybedilen anlarda yetiştirdik şekilleri kağıda. Kurtarılmışların geleceğinde haydi denize.


0 Comments:
Yorum Gönder
<< Home